Hz. Ibrahimin Hayati

Kuran’ın bir çok ayetinde yüce Allah’ın övgüyle andığı, hayatı boyunca en ufak bir şirke bulaşmayan, Allah’ı Tealanın bütün imtihan sorularını doğru yanıtlayan İbrahim (a.s)’ı ne kadar iyi tanırsak; onun getirdiği dinin (ki bütün peygamberlerin getirdiği din aynıdır.) ışığından o kadar çok faydalanırız, o kadar çok aydınlanırız.
            Hz. İbrahim (a.s), putlara, güneşe, aya, yıldızlara kısaca Allah la beraber çevrelerinde gördükleri kendilerine cazip gelen her bir şeye tapan, çok tanrılı bir toplumda dünyaya geldi.
            Babası Azer tahtadan putlar yaparak geçimini temin ediyordu. Putlara o kadar gönül bağlamış bir topluluğun, putlarını yapan kişiye verdiği itibarı da siz düşünün artık. Günümüzde heykeltıraşlara verilen bunca önem İbrahim (a.s)’ın putperest kavminden kalma bir miramsıdır nedir bilmem?
            Azer yaptığı putları pazara götürüp satma görevini de oğlu İbrahim (a.s)’a vermişti. Kendini bildi bileli putlarla haşır neşir olan Hz. İbrahim onlara taasubla yaklaşmazmış. Sıradan tahtalara taşlara biraz şekil verilince neden önünde saygı duruşunda bulunmaya layik olsun ki... Elbetteki o putların ham maddesi olan taşı, tahtayı, yeryüzünü, gökyüzünü ve ikisi arasındaki her bir şeyi yaratan Allah’a saygıyla itaat ve ibadet edilmeye daha layıktır. Bu düşüncelerle Hz. İbrahim putları pazara götürürken boyunlarına ip takar yerde sürükleyerek götürürmüş. Tabi ki putperestlerin kızgınlıklarıyla ve öfkeleriyle karşı karşıya kalırmış. Ama yüce Allah’ın taktirini kazandığı için şüphesiz en doğrusunu yapmış.
            Hz. İbrahim (a.s) fırsat buldukça çevresindeki insanları ve babasını düşünmeye teşvik edecek sorular sorarmış. Çünkü Allah dan başkasını ilah edinen kişiler hiçbir dayanağı olmadan, düşünmeden, atalarından, dedelerinden gördüğü gibi, sadece sadece zan ile ilahlarını seçerler.
            İlahlarınız size yarar verebilir mi?          İlahlarınız size zarar verebilir mi? Size zarar ve yarar veremeyen varlıklar tapınmaya layık değildir.
            Sizi duymayan, duanıza icabet etmeyen varlıklar tapınmaya layık değildir.
            Sizin yaratıcınız putlar mı yoksa putların yaratıcısı siz misiniz? Sizi yaratmayan, sizin yaratmanıza muhtaç olan varlıklar tapılmaya layık değildir.
            Düşünme yeteneği olan insan; ilahını ararken, seçerken bu yeteneğini kullanmayacakta daha ne zaman kullanacak.
            Düşüneceğim!.. Benim ilahım, Rabbim Alemlerin Rabbi olmalı.
            Düşüneceğim!.. Benim Rabbim beni yaratan ve doğru yola ileten olmalı…
            Düşüneceğim!.. Benim Rabbim beni yedirip içirmeli, yani rızkımı verebilmeli…
            Düşüneceğim!.. Benim Rabbim hastalandığım zaman bana şifa verebilmeli…
            Düşüneceğim!.. Benim Rabbim beni öldürüp kıyamet günü diriltebilmeli…
            Düşüneceğim!.. Ve benim Rabbim hesap gününde kusurlarımı af edecek bir yetkiye sahip olabilmeli…
            Bütün bu özellikleri taşıyan tek bir varlık vardır o da Hz. Allah’tır.Hz. İbrahim (a.s)’ın kavmi tahtadan, taştan yapılan putlara taptıkları gibi güneş, ay ve yıldız gibi gök cisimlerine de taparlarmış. Zaten Allah’a kul olmayan insanlar, fıtratlarında kul olma ihtiyacı olduğundan kendilerine sahte ilahlar bulur onlara taparlar.
            Hz. İbrahim (a.s) ailesinin, çevresinin Allah’a değil de  Allah’ın yarattıklarına tapınmalarına üzülür, onları taassuplarından kurtaracak, düşündürecek sorular sorarmış. Gece olup ay ve yıldızlarla donanınca gökyüzü :
-          Babacığım  bunlar mı bizim ilahlarımız diye sorar “evet” cevabı alınca; sabah kalktığında “hani ay, hani yıldızlar hepsi batmış  ben batanları sevmem, batan cisimler benim ilahım olamaz dermiş. Gündüz güneşi gördüğünde :
-          Bumu benim ilahım, bu ay ve yıldızlardan daha büyük der. Gece olduğunda:
İşte güneşte battı ben batanları sevmem, batan cisimler benim ilahım olamaz diyerek; Allah’a ortak koşanların nazarıyla olaya bakıp gerçeği söyleyerek insanları uyarıp düşündürürmüş.
            Zira hiçbir zaman gökcisimlerini kendine ilah edinmemiş.
Yüce Allah Kuran-ı Kerim de bakara suresi 135. ayette “ İbrahim hiçbir zaman Allah’a eş koşanlardan olmadı.” Saffat (37) suresinin 111. ayetinde “şüphesiz İbrahim bizim mümin kullarımızdandır. Diyor.
Ve iğliği, güzelliği, yararlı işleri  huy edinenleri mükafatlandıran Yüce Allah Saffat suresinin 109. ayetinde “selam olsun İbrahim’e” diyor.
Evet sevgili arkadaşlar Yüce Allah’ın böylesine taktirini kazanmış, evrensel kitap Kuran’ı Kerim de selamla anılan Hz. İbrahim; babalarımızın yolundayız diyen putperestlere; babalarınız ve siz açık bir sapıklık içindesiniz demiştir. O kalabalık bir topluluğun karşısında tek olmasına rağmen hakkı haykırabilmişti. Nisa Suresi 126. ayette Yüce Allah İbrahim’i dost edindiğini söyler. İnanıyorum ki bu dostluk Hz. İbrahim’in her tür ve mekan ve ortamda; kayıtsız şartsız hakkı açığa koymasının ürünüdür.
Hz. İbrahim’in kavmi yılda bir kez karnaval düzenler şehrin dışında çıldırasıya eğlenirlermiş. Yine böyle bir gün  şehirde kimse kalmayınca Hz. İbrahim put haneye girmiş ve en büyük putun dışında ki bütün putları balyozla parçalamış. Balyozu da en büyük putun üzerine asmış. Putlarının zavallı halini gören halk yapanı tahmin etmekte hiç zorlanmamışlar. Çünkü karnavala gitmeyen tek kişi Hz. İbrahim miş. Bu işi putlarımıza sen mi yaptın diye sorduklarında Hz. İbrahim her zamanki gibi ilahlarının acizliğini düşündürebilmek için “şu büyük put yapmıştır. Zaten kendisiyle birlikte küçük putlara da ibadet ettiğiniz için size çok kızıyordu.” Demiş. Daha sonra Allah’ı bırakıp yarar ve zarar veremeyen bu putlara taptığınız için size yuh olsun diye ilave etmiş. Olayı öğrenen firavun Hz. İbrahim’e halka ibret olacak bir ceza düşünmüş. Çünkü halk putlara değil de Hz. İbrahim’in Rabbi olan Allah’a tapınca; Allah’ın hükümlerine itaat edecek, firavunun hükümleri de geçerliliğini kaybedecek. Dolayısıyla Firavun tahtından, makam koltuğundan olacak... tahtın sallanmasından korkan firavun halkın önünde  kocaman bir ateş çukuruna Hz. İbrahim’i atarak yakma planları kurmuş. Fakat ateşe yakıcılık özelliğini veren Yüce Allah dilerse serinlik ve selamet özelliğini de hiç planında düşünmemiş. Şüphesiz Allah plan kuranların en iyisidir. Yüce Allah Hz. İbrahim’in atıldığı ateşe “serin ve selamet” olmasını emretmiş ve ateşte ona serin olmuştur. Bizlerde Allah’a güvenirsek o bize her türlü durumda yardım eder.Bir çok zor imtihanı başarıyla veren, hayatının hiçbir döneminde bir an bile Allah’A şirk koşmadığı Kuran ayetleriyle sabit olan Hz. İbrahim’i yüce Allah, insanlara imam seçmiştir. Onu Kâbe’nin duvarlarını örme göreviyle şereflendirmiştir. Hz. İbrahim oğlu İsmail ile birlikte kıyamete kadar ayakta duracak Kabe-i Muazzam-ı   inşa etmiştir.
Bir gün Hz. İbrahim’in evine daha önce daha önce görmediği iki yabancı gelir. Allah’ın kendisine rızk olarak verdiği yiyecekleri çevresindeki insanlarla paylaşmaktan zevk alan Hz. İbrahim, iki yabancı misafirine kızarmış dana eti ikram eder. Misafirleri yemeğe dokunmayınca içini bir korku alır. Çünkü o zamanlar gelen misafir ikramı kabul etmeyince, hayır için değil şer için geldiği anlamına gelir. Hz. İbrahim’in tedirginliğini fark eden misafirler onu rahatlatır.
-                           Biz Lût kavminin helakı için gönderilmiş melekleriz. Ve size İshak adında bir oğul müjdelemek için geldik. Derler.
Oldukça yufka yürekli olan Hz. İbrahim, Lût kavminin helak olacağına çok üzülür. Helakın gerçekleşmesine engel olmak için elinden geleni yapar; ancak melekler Allah’ın emri olduğunu söyleyerek Hz. İbrahim’i ikna ederler.
İbrahim (a.s) ne Yahudi nede Hıristiyandı. O hanif bir Müslüman’dı. Allah’a gönülden boyun eğen Hz. İbrahim Kuran’ı Kerim’in bir çok ayetinde taktir edilmiştir.
Doğrusu insanların İbrahim’e en yakını, elbette onun izinden gidenlerdir. O batıldan uzak hakka yönelikti.
O bir insan, o mükemmel bir Müslüman, o bir peygamber, o iman edenlerin önderiydi. O geldi ve geçti. Onun kazandıkları kendisine, bizim kazandıklarımız ve kazanacaklarımız ise bize…
Dileğim Hz. İbrahim’i iyi tanımak ki; Müslüman olarak yaşamamıza iyi örnek olabilsin. Yüce Allah Hz. İbrahim’in yolunda gitmeyi arzulayan bütün Müslümanları yardımcısı olsun.
Hz. İbrahim Allah’dan kendisine hayırlı bir evlat bağışlamasını niyaz eder. Ve Allah duasını kabul eder. Geleceğin peygamberi Hz. İsmail’i ona bağışlar. Hud suresi 75. ayette yüce Allah Hz. İbrahim’in çok yumuşak huylu, yufka ve yanık yürekli ve kendini bütünüyle Allah’a veren bir insan olduğunu söyler. Ve yufka yürekli İbrahim (a.s) Rabbinin kendisine bağışladığı evladını çok sever. Hz. İbrahim oğlu İsmail koşup oynayacak yaşa gelince; rüyasında biricik oğlunu kurban ettiğini görür. Allah’ın kendisini, oğlunu kurban etmesini emrettiğini düşünür ve durumu oğluna bildirir. Salih evlat Hz. İsmail “babacığım Allah’ın senden istediğini yap inşallah sana zorluk çıkarmayacağım.” Der. Hz. İbrahim tam boğazlarken Allah’dan nida gelir. “Ey İbrahim rüyayı cidden gerçekleştirdin.” Der. Ve Yüce Allah Hz. İbrahim’e büyük bir koç gönderir. Hz. İbrahim o koç’u kurban eder.
Yüce Allah Hz. İbrahim den  oğlunu kurban etmesini isterken bunu mecaz anlamda istemiştir, yani oğluna olan sevgisinin dünyaya geliş nedenini unutturmamasını, Allah’a ve kendine karşı görevlerini aksatmamasını istemişti. Zira Yüce Allah  haksız yere bir cana kıyılmasını Kuran’ı kerimde haram kılmıştır.
Sevgili çocuklar İbrahim (a.s)’ın bu kıssasının üzerinde iyi düşünmeliyiz. Allah’a karşı vazifelerimizi yapmamıza engel olan, her neyse onu iyi teşhis edip, hiç düşünmeden kurban etmeliyiz.  Tabi ki kurban etmek derken doğru yolumuzun önündeki engelleri tanımamalıyız. O engelleri bir bir kaldırıp kenara koymalıyız. Dileğim hepimiz. Engellerimizi kaldırırken Hz. İbrahim kadar başarılı oluruz.

web hosting is very important in online business. Make a good decision and choose ipage for your company, and you will realize how easy is to have a website.
Telif Hakkı © 2014 . Tüm Hakları Saklıdır.
T.C Diyanet Vakfi, Bergencamii Web Sayfasi.
Joomla Template designed by Joomla Host